Platelet rich plasma yani trombosit açısından zengin plazma anlamına gelen PRP, kişinin vücudundan küçük bir miktar kan alındıktan sonra kanın özel bir işlem ile plazmasının ayrıştırılarak, vücuda enjeksiyon yoluyla geri verilmesi işlemidir. Kan hücrelerimizde bulunan doğal büyüme faktörlerini kullanan ve güçlendiren bir rejeneratif tedavi yöntemidir.
Elde edilen plazma, “platelet” denilen hücreler bakımından oldukça zengindir. Vücuttaki temel görevi kanın pıhtılaşmasını sağlamak olan plateletler, içerdikleri büyüme faktörleri sayesinde yara iyileşmesinde önemli role sahiptir.
PRP tedavisi ile kişinin kendi kanıyla vücudundaki bazı hastalıkları iyileştirmek ve cilt gençleştirmek mümkündür. İlaç yerine kişinin kendi kanının kullanıldığı PRP tedavisinde özellikle çevresel ve genetik faktörlerle birlikte yavaşlayan hücre yenilenmesinin önüne geçilir. PRP; saç dökülmesinden, cilt gençleştirmeye, ağrı tedavisinden, ortopedik pek çok hastalığın tedavisinde kullanılır.
PRP işlemi uzman doktorlar tarafından uygulanması gereken bir tedavi yöntemidir. Öncelikle hastadan alınan kan steril şartlarda özel bir tüpün içine konulur. Sonrasında kan içinde jel bulunan tüpe yerleştirilir. Santrifüje konulan tüpteki kanın içindeki maddeler 5-8 dakika içinde ayrıştırılır. Kanın trombositlerden ve büyüme faktörlerinden zengin plazma kısmı ayrıştırılmış olur. Elde edilen karışım enjeksiyon yöntemi ile ilgili alana uygulanır.
PRP 2-4 hafta aralıklarla ortalama 3-4 seans, kişinin ihtiyacına göre mezoterapi ile kombine edilerek uygulanır. PRP kürü tamamlandıktan sonra yılda 1-2 kez enjeksiyonlarla işlemin devamı sağlanabilir.
PRP tedavisi işlemleri kök hücre ya da dışarıdan yabancı bir madde kullanılarak yapılmadığından dolayı oldukça doğal ve güvenlidir. Tedavi uygulanması sırasında ufak iğnelerin kullanılmasından dolayı şişlik ya da morarma görülebilir. Bu durum tamamen geçici olup hasta öncesinde bilgilendirilmelidir.
Tedavilerde sürecin sağlıklı ilerlemesi ve enfeksiyon oluşmaması için mutlaka steril ortamlarda, uzman hekimler tarafından doğru tedavilerin uygulanması gereklidir. Kişinin kendi hücreleri kullanılarak tüm sürecin yönetilmesi ve tedavinin gerçekleşmesi sağlanmasından dolayı herhangi bir yan etki ya da olumsuz bir durumla karşılaşılması söz konusu değildir.
Etkilerinin uzun sürmesi ve herhangi bir olumsuz yan etkiyle karşılaşmamak için uzman hekim önerilerine uyulmasında fayda bulunur. Özellikle tedavi sonrasında ilk gün banyo yapılmaması ve direk güneş ışınlarına maruz kalınmaması önem taşır.
Güneş koruyucu kremler kullanılarak güneş ışınlarının etkilerinden korunmak gereklidir. Bu şekilde tedavi sonrasında önem arz eden konuların bilinmesi, uzman hekim önerilerine uyulması ve tedavinin doğru yöntemlerle doğru alanlara uygulanmasıyla herhangi bir sorun oluşmadan başarılı bir süreç geçirilmesi mümkündür.
Her sağlık vakası kendine ve hastasına özgü olduğundan mutlaka doktorunuza danışmalısınız.